Bir bebeğin dünyaya geldiğinde aynaya bakıp kendisini tanıması mümkün değildir. Hatta yaşamın ilk dönemlerinde bebek, kendisi ile dış dünya arasındaki sınırları bile tam olarak ayırt edemez. Peki o halde insan kendisini ilk nerede görür? Psikolojik açıdan bu sorunun cevabı oldukça ilginçtir: İnsan kendisini ilk olarak bakım veren kişinin gözlerinde görür. Çünkü yaşamın ilk yıllarında çocuk için dünya büyük ölçüde ilişkilerden oluşur. Ve bu ilişkilerin içinde yalnızca diğer insanları değil, kendisini de tanımaya başlar.
Bir Bebeğin İlk Aynası Gerçek Aynalar Değildir
Bir yetişkin olarak aynaya baktığımızda fiziksel görüntümüzü görebiliriz. Ancak psikolojik anlamda kendimizi tanımamız bundan çok daha önce başlar. Bebek ağladığında ona yaklaşan yüzü görür. Korktuğunda onu sakinleştiren sesi duyar. Heyecanlandığında onun heyecanını paylaşan bir ifadeyle karşılaşır. Bu tekrar eden deneyimler zamanla bebeğin zihninde bazı duygusal izler bırakır. Henüz kelimeler yoktur. Ama duygular vardır. Ve bu duygular aracılığıyla çocuk kendisi hakkında ilk sonuçlarını oluşturmaya başlar.
Bakışların Taşıdığı Görünmez Mesajlar
İnsanlar yalnızca söyledikleriyle değil, bakışlarıyla da mesaj verirler. Bir bebeğin bunu bilinçli olarak anlaması mümkün değildir. Ancak duygusal olarak hissedebilir. Örneğin bakım veren kişinin yüzünde sık sık şu duygular varsa:
çocuk zamanla kendisini daha güvenli deneyimleyebilir. Bu durum çocuğun zihninde şu tür duygusal sonuçlara dönüşebilir:
“Ben görülüyorum.”
“Ben önemliyim.”
“İhtiyaçlarım fark ediliyor.”
Bunlar bilinçli düşünceler değil, ilişki içinde oluşan duygusal deneyimlerdir.
Görülmek ve Değerlendirilmek Aynı Şey Değildir
Çocukların ihtiyaç duyduğu şey kusursuz şekilde övülmek değildir. Asıl ihtiyaç duydukları şey görülmektir. Bu iki durum birbirinden farklıdır. Sürekli övülen bir çocuk her zaman gerçekten görülmüş olmayabilir. Bazen ebeveynler kendi beklentilerini çocuğun üzerine yansıtabilir. Çocuğun başarısını, yeteneğini ya da performansını fark ederler; fakat duygularını göremezler.
Oysa görülmek;
çocuğun yalnızca ne yaptığıyla değil, ne hissettiğiyle de ilgilenilebilmesidir. Bu nedenle sağlıklı kendilik gelişimi yalnızca takdir görmekten değil, anlaşılabilmekten de beslenir.
Yeterince İyi Aynalanma Nedir?
Psikanalitik kuramda önemli kavramlardan biri “aynalanma”dır. Aynalanma, çocuğun duygularının bakım veren kişi tarafından fark edilmesi ve anlamlandırılmasıdır. Örneğin korkmuş bir çocuğa:
“Galiba biraz korktun.”
diyebilmek,
üzülen bir çocuğa:
“Bu senin için gerçekten zor olmuş gibi görünüyor.” şeklinde yaklaşabilmek bir tür aynalanmadır.
Bu tür deneyimler çocuğun iç dünyasını anlamlandırmasına yardımcı olur. Çünkü çocuk zamanla yalnızca duygularını yaşamaz; onları tanımayı da öğrenir.
Kusursuz Aynalanma Mümkün Değildir
Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir: Hiçbir ebeveyn çocuğunu her zaman doğru anlayamaz. Hiçbir ilişki kusursuz değildir. Bazen çocuk yanlış anlaşılır. Bazen ihtiyaçları fark edilemez. Bazen ebeveyn kendi zorlukları nedeniyle yeterince ulaşılabilir olmayabilir. Psikolojik gelişim açısından önemli olan şey kusursuzluk değil, ilişkinin genel niteliğidir. Çünkü sağlıklı gelişim çoğu zaman mükemmel deneyimlerden değil, yeterince iyi deneyimlerin tekrarından oluşur.
Kendimizi Neden Hâlâ Başkalarının Gözlerinde Arıyoruz?
Yetişkinlikte bile birçok insanın eleştirilere aşırı duyarlı olması ya da sürekli onay araması tesadüf değildir. Hepimiz yaşamımızın erken dönemlerinde başkalarının bakışları aracılığıyla kendimizi tanımaya başladık. Bu nedenle görülmek, anlaşılmak ve kabul edilmek insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından biri olmaya devam eder. Bazen bir kişinin takdir edici sözü günümüzü güzelleştirebilir. Bazen küçümseyici bir bakış saatlerce aklımızda kalabilir. Çünkü başkalarının bakışları yalnızca bugünü değil, geçmiş deneyimlerimizi de harekete geçirebilir.
Olgunlaşma Süreci Nedir?
Psikolojik olgunlaşma, başkalarının bakışlarına tamamen kayıtsız hale gelmek değildir. İnsan sosyal bir varlıktır ve ilişkiler her zaman önem taşır. Ancak zamanla kişi kendisini yalnızca dışarıdan gelen geri bildirimlerle değerlendirmemeyi öğrenebilir. Başkalarının gözleri önemli olmaya devam eder. Fakat kişinin kendi içsel değerlendirme kapasitesi de güçlenir. Böylece kendilik duygusu yalnızca dışarıdan gelen onaylara dayanmaz. Daha sağlam ve daha esnek bir yapıya dönüşür.
Son Söz
Yaşamın ilk yıllarında bakım veren kişinin bakışları, sesi ve duygusal varlığı çocuğun kendisini nasıl deneyimleyeceği üzerinde önemli izler bırakır. Bir çocuk önce başkalarının gözlerinde görülür, sonra zamanla kendi gözleriyle kendisine bakmayı öğrenir. Belki de psikolojik gelişimin önemli parçalarından biri budur: Başkalarının aynasında başlayan yolculuğun, zamanla kendi içsel aynalarımızı oluşturabilmesi. Çünkü insan yalnızca görülmeye değil, kendisini görebilmeye de ihtiyaç duyar.