Hayatımız boyunca birçok insanla karşılaşırız. Arkadaşlıklar kurarız. Aşık oluruz. Evlilikler yaparız. İş ilişkileri geliştiririz. Bazı insanlara hızla yakın hissederiz. Bazı insanlarla ise mesafeli kalırız. Kimileriyle sık sık çatışma yaşarız. Kimileriyle kendimizi güvende hissederiz. Peki bütün bunlar yalnızca tesadüf müdür? Yoksa insanlarla ilişki kurma biçimimiz daha erken dönemlerde şekillenmeye mi başlar? Psikoloji alanında uzun yıllardır üzerinde çalışılan konulardan biri de budur. Çünkü insan yalnızca bireysel özellikleriyle değil, ilişki kurma biçimiyle de şekillenen bir varlıktır. Ve çoğu zaman ilişki kurma biçimimizin temelleri çocukluk yıllarında atılmaya başlar.

Çocuklar Sadece Söylenenleri Değil, Yaşananları da Öğrenir

Bir çocuğa "dürüst ol" demek önemlidir. Ancak çocuk yalnızca söylenenleri öğrenmez. Asıl olarak yaşananları öğrenir. Anne ve baba birbirleriyle nasıl konuşuyor ? Bir anlaşmazlık yaşandığında ne oluyor? Bir hata yapıldığında nasıl tepki veriliyor? Duygular nasıl ifade ediliyor? İnsanlar birbirlerinden nasıl yardım istiyor? Sınırlar nasıl korunuyor? Çocuk bütün bunları gözlemler. Üstelik çoğu zaman bilinçli olarak değil. Tıpkı yeni bir dil öğrenen bir çocuk gibi ilişki kurmanın dilini de öğrenmeye başlar. Bu nedenle kişiliğin önemli parçalarından biri yalnızca ne düşündüğümüz değil, insanlarla nasıl ilişki kurduğumuzdur.

İlişkiler Hakkındaki İlk Bilgilerimizi Nereden Alıyoruz?

Dünyaya gelen bir çocuk ilişkiler hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Yakınlık nedir bilmez. Güven nedir bilmez. Sınır nedir bilmez. Çatışma nedir bilmez. Bunları zamanla öğrenir. Ve ilk öğretmenleri çoğu zaman bakım veren kişiler olur. Çocuk şunları gözlemlemeye başlar: İnsanlar güvenilir midir İnsanlar tehlikeli midir? İhtiyaçlarımı söyleyebilir miyim? Yardım istemek güvenli midir? Hayır demek mümkün müdür? Bir ilişki içinde hem yakın hem özgür olunabilir mi ? Bu soruların cevapları kitaplardan değil, yaşanan ilişkilerden öğrenilir.

Her Ailenin Görünmeyen Bir İlişki Dili Vardır

Bazı ailelerde duygular rahatça konuşulabilir. Bazılarında ise duyguların ifade edilmesi zayıflık olarak görülebilir. Bazı ailelerde insanlar birbirlerinin sınırlarına saygı gösterir. Bazılarında ise herkes birbirinin hayatına yoğun şekilde müdahil olabilir. Bazı ailelerde çatışmalar konuşularak çözülür. Bazılarında ise sessizlik, küslük ya da öfke ön plana çıkabilir. Çocuk bütün bu örüntüleri farkında olmadan içselleştirir. Yıllar sonra yetişkin olduğunda da bu ilişki dilini kullanmaya devam edebilir.

Neden Bazı İnsanlar Sürekli Benzer İlişkiler Yaşar?

Bazen insanlar hayatlarında benzer döngülerin tekrar ettiğini fark ederler. Sürekli benzer kişilere çekildiklerini hissederler. Farklı ilişkiler yaşasalar bile sonuçlar birbirine benzemeye başlayabilir. Örneğin bazı kişiler sürekli eleştirel insanlarla karşılaştığını düşünebilir. Bazıları ilişkilerde terk edilmekten yoğun şekilde korkabilir. Bazıları ise yakınlık kurmaya çalışırken kendisini geri çekebilir. Bu durumların tek bir nedeni yoktur. Ancak erken dönem ilişki deneyimlerinin etkisi burada önemli olabilir. Çünkü insan zihni tanıdık olanı seçmeye eğilimlidir. Tanıdık olan şey her zaman sağlıklı olmak zorunda değildir. Bazen yalnızca bildik olduğu için tanıdık gelir.

Kişilik Sadece Mizaçtan Oluşmaz

Bazı özelliklerimiz doğuştan getirdiğimiz mizaç özellikleriyle ilişkili olabilir. Örneğin bazı çocuklar daha hareketli, bazıları daha sakin olabilir. Bazıları yeniliklere daha açık olabilir. Bazıları daha temkinli davranabilir. Ancak kişilik bundan daha geniş bir yapıdır. Mizacın üzerine yaşanan ilişkiler, deneyimler ve öğrenmeler eklenir. Bu nedenle kişilik yalnızca doğuştan gelen özelliklerin değil, yaşam öyküsünün de ürünüdür.

Ailemiz Gibi Olmak Zorunda mıyız?

Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar. Eğer birçok ilişki örüntümüzü ailemizden öğreniyorsak, hayatımız boyunca aynı şekilde mi yaşamak zorundayız? Hayır. Çocukluk deneyimleri önemlidir. Ancak insan gelişimi çocuklukta tamamlanmaz. Yeni ilişkiler kurarız. Yeni deneyimler yaşarız. Kendimizi gözlemlemeye başlarız. Bazen psikoterapi desteği alırız. Bazen daha önce fark etmediğimiz örüntüleri görmeye başlarız. Bütün bunlar değişim için alan oluşturabilir. Çünkü insan yalnızca öğrendiklerini tekrar eden bir varlık değildir. Aynı zamanda öğrenebilen ve yeniden düzenleyebilen bir varlıktır.

Sağlıklı İlişkiler Ne Kazandırır?

Sağlıklı ilişkiler yalnızca iyi hissettirmez. Aynı zamanda kişinin kendisini yeniden deneyimlemesine de yardımcı olabilir. Anlaşıldığını hissetmek, sınırlarına saygı duyulması, duygularının küçümsenmemesi, hata yaptığında tamamen reddedilmemek, yardım isteyebilmek... Bütün bunlar kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de etkiler. Bu nedenle ilişkiler yalnızca hayatımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda psikolojik gelişimimizin de önemli araçlarından biridir.

İlişki Kurma Biçimimizi Fark Etmek Neden Önemlidir?

Bazı insanlar sürekli veren tarafta olabilir. Bazıları yardım istemekte zorlanabilir. Bazıları çatışmadan kaçınabilir. Bazıları ise kendisini ifade etmekte güçlük yaşayabilir. Bu örüntüleri fark etmek çoğu zaman değişimin ilk adımıdır. Çünkü kişi ancak gördüğü şeyi dönüştürebilir. Otomatik hale gelmiş ilişki biçimleri görünür oldukça daha esnek seçenekler ortaya çıkmaya başlayabilir.

Son Söz

Kişiliğimiz yalnızca bireysel özelliklerimizden oluşmaz. Aynı zamanda ilişkiler içinde öğrendiğimiz deneyimlerin de ürünüdür. Çocukluk yıllarında gözlemlediğimiz ilişki biçimleri, zamanla insanlarla nasıl bağ kurduğumuzu etkileyebilir. Ancak bu durum kader değildir. İnsan yaşamı boyunca yeni deneyimler edinmeye, kendisini tanımaya ve ilişkilerini yeniden şekillendirmeye devam edebilir. Belki de kişiliği anlamanın yollarından biri yalnızca "Ben nasıl biriyim?" diye sormak değil, "İnsanlarla nasıl ilişki kuruyorum?" sorusunu da merak etmektir. Çünkü çoğu zaman kendimizi en net gördüğümüz yer, ilişkilerin içidir.